Türkülerimiz insanlığın ortak değerleri arasında kabul edilen müzik kavramında Türk kültürünün evrensel dilidir. Akay KİNE kandaşında belirttiği gibi Türkler daima kalbiyle düşünürler ve kalbinin sesine kulak verdikleri için Gök tanrının evlatları olarak kabul edilmişlerdir. Sözünü de doğrulamaktadır. Zira Türküler kalben mısralara dökülmüş ve kopuzla çalınarak Tüm insanlığa ilahi mesajlar vermiştir.

HAZİN BİR AŞKIN ÖYKÜSÜ

Bugün Yüzyıllar öncesinde yazılarak günümüze kadar gelen ilahi bir aşkın hazin öyküsünü okuyacaksınız Bu öykü Diyarbakır ilimizin Güneyinde bulunan kırklar dağını konu alan bir öyküdür. Kırklar dağının arka yüzünde bulunan Kırklar Ziyareti çocukları olmayan aileler için inanışa göre umut kapısıdır. Ve Çocukları olmayan aileler bu Ziyarete gelerek dilek diler ve adaklar adayarak Tanrıya dileklerini sunarlarmış.

O yıllarda Bölgede yaşayan zengin bir Süryani aile varmış ve bunların çocukları olmuyormuş aile bir umutla Kırklar ziyaretine giderek dilekte bulunur ve adaklar adamış. Nihayetinde ailenin Nur topu gibi güzel mi, güzel bir kız çocuğu dünyaya gelir. Adını Suzan koyarlar zaman geçer kız gelişir ve büyür ay yüzlü ve çok güzel bir kız olur aile ise Kırklara olan vefasını unutmaz her yıl bu ziyarete kurban kesermiş. Zaman geçer Suzan aynı mahallede oturan Türk delikanlısı Adilê aşık olurlar.

Yine bir doğum yıl dönümünde, annesi Suzi'yi, hizmetçilerle beraber kurbanını kesmek üzere, Kırklar Ziyareti'ne göndermiş. Arkalarından habersizce Adil de gelmiş. Hizmetçilerin kurban kesme telaşından yararlanan Suzi, Adil'le beraber, dağın arkasına dolanmışlar ve orada sevişmişler. Kırklar Ziyareti, bu beraberliği bağışlamamış ve ziyaret Suzi'yi çarpmış. Kız On Gözlü Köprü'nün orada, Dicle'de boğularak ölmüş. Suzi'nin ölümünden sonra, Adil de aklını yitirmiştir.  İşte bu hazin Öykü üzerine yazılan Suzan Suzi Türküsü asırlardır söylene gelir. Türküde kırklar dağına saygının yanı sıra sitem vardır.

CEVAP VER

*